Gece Cama Vuran Dedem

    Dedemin kaybedeli altı yıl olmuştu. Bu zaman zarfında dedemi rüyamda bile görmüyordum. Ta ki o geceye kadar.
    Bizim ev hemen giriş katındaydı. Üç katlı apartmanın bahçe katına bakıyordu. Benim odam da, bahçenin karşısındaki incir ağacının tam karşısına bakıyordu. Bu evimize daha taşınalı bir hafta olmuştu. Gariptir ki, eski kiracılarından evin reisi, önce karısını sonra üç yaşındaki oğlunu en son da kendisini öldürmüştü. Evin bu ürpertici geçmişi sebebiyle, kimse kiralamak istemiyor, haliyle evin kirası piyasaya göre çok daha uygun fiyatlara çekiliyordu. Babam böyle şeylere inanmaz, durumumuz da pek yoktu hemen bu evi tutmuştuk.
    Bu yeni evimizde ilk haftamızı doldurmuştuk. Gece annemi babamı öpüp, yatağıma yattım. Rüyamda altı yıl önce kaybettiğimiz dedemi gördüm. Dedem rüyamda, yeşil bir elbise giymişti, bana doğru dönerek, parmağıyla bir yeri işaret etti. Parmak ucuna bakıp, gösterdiği yöne doğru kafamı çevirdiğimde tam benim odamın karşısında olan o incir ağacını gördüm. Ağaçtan, Arapça sesler geliyor ve incirlerinden kan damlıyordu. Biranda çığlık atarak uyandım. Annem ve babam koşarak yanıma geldiler. Gördüğüm rüyayı anlattım, dedeni düşünmüşsündür, bu eve de yeni taşındık alışamadın falan diye geçiştirdiler. Ancak, dedem öldüğünde ben 10 yaşındaydım, hayal meyal hatırlıyordum ve neredeyse onu hiç düşünmemiştim.

    Ertesi gece gene aynı rüyayı gördüm. Gene dedem vardı, parmağı ile o ağacı işaret ediyordu. Bu sefer, rüyamda bilinçliydim. Garip bir durum ama bakmaya korktum. "Dede ne var o ağaçta?" "Korkuyorum dede, git buradan" dedim. Ancak gitmedi, Arapça sesleri duyuyordum, şiddetlenmeye başladılar. Kulaklarımı kapamıştım, Sonra hafif kafamı kaldırıp dedeme baktığımda dedemin yerinde o incir ağacı vardı. Ağacın etrafında gölgeye benzer karartılar vardı. Benim baktığımı görünce biranda bana doğru hızlıca gelmeye başladılar. Gene büyük bir çığlık atarak uyandım, gene anne babam odama geldi. Rüyamı anlattığımda, bu sefer de, dünkü gördüğün rüyanın etkisinde kaldın falan diye geçiştirdiler. O kadar korkmuştum ki, uzun bir süre kendime gelemedim. Dedemin suratını rüyalarımda net bir şekilde görüyordum. Gözümü kapadığımda rahatlıkla dedemin yüzünü hayal edebiliyordum. Öylesine etkilemişti bu gördüklerim beni.

    Üçüncü gece korkuma anne babamın arasına yattım. Ancak ben uyuyunca onlar beni kaldırıp kendi yatağıma koymuşlar. Gece vakti tekrardan aynı rüyayı gördüm. Dedem gene o incir ağacını işaret ediyordu. "Dede git" dedim, dediğim gibi uyanmıştım. Uyandığımda bu sefer anne babam yanımda yoktu. Odamda bulunan, incir ağacının karşısındaki camıma bir şey vuruyordu. Uyku sersemliğiyle cama doğru yöneldim. Tam perdeyi araladım, camın arkasında gayet net bir şekilde dedemi gördüm. Attığım çığlığı hala hatırlıyorum. Hayatımda bu kadar korktuğumu bilmem. Anne babam gene odama geldi, beni neden bu odaya koydunuz, bu evden gidelim diye ağlayarak sitem ettim. Gördüklerimi anlattım. Hayal görmüşsün falan dediler, artık uyumaya bile korkuyordum. Nitekim o gün anne ve babamın arasında yatmama rağmen sabaha kadar uyumadım.
    Ertesi sabah korkudan dudağımda uçuk çıkmıştı. Gece gene anne babamın yanında yatmak istedim, ancak 16 yaşındasın, her gün bizim yanımızda yatamazsın diye geri çevrildim. Işığımı yaktım, uyumuyacaktım. Sabaha kadar beklemek, bu ışıklı güvenli ortamda kalmak istedim. Gece üç gibiydi, odamın bahçeye bakan camına gene bir şeyler vurmaya başladı. Anne, baba diye bağırmaya başladım. Odaya gelen kimse olmadı. Cama vuruşlar daha da şiddetlendi. Camı kırarcasına bir şey cama vuruyordu. O kadar korkuyordum ki, yorganımın altına girip sadece bağırmaya başladım. Çok uzun süre bağırdım bağırdım, ne gelen vardı ne giden. Sonra dedemin sesini duymaya başladım. "Torunum, incir ağacının altına gel" diyordu. "İncir ağacının altında seni bekliyorum" diyordu. Tüylerim diken diken oldu. Bağırmaya devam ettim. Sonra büyük annemin öğrettiği duaları okumaya başladım. Bildiğim tüm duaları okumamla, sesler kesildi. Yorganın altından fırladığım gibi anne babamın yanına gittim. İkisini de sarsarak uyandırdım. "İki saattir bağırıyorum, uyanmadınız" diye ağlıyordum. Psikolojimin bozulduğunu düşündüler, bizimkilerin öyle psikologa götürcek paraları yoktur. Aşağı mahallede bulunan caminin hocasına götürdü annem de. Hocaya başımdan geçenleri anlattım. "Beni o ağacın altına götürün" dedi. Bizim eve götürdük hocayı. "Bu ağacı, üç harfliler mesken tutmuş evladım" dedi. Tüylerim diken diken oldu, annemin ve babamın da korktuklarını gözlerinden anlayabiliyordum. "İyiki o sese inanıp gitmemişsin, seni kandırıp çarparlardı" dedi. Ertesi gün bir yıllık kira kaporamızı da yakıp, babam bu evden taşınma kararı aldı.
    Eminim pek çoklarınız korku hikayeleri ya duymuş ya da okumuşsunuzdur. Ancak yukarıda anlattığım her şey harfi harfine başımdan geçen olaylar.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.